|
Gerçek bir Aşk Mektubundan alıntıdır :
"Içime doğdun
birden..
Yüreğime düştün..
Damladın yüreğinden yüreğime.
Az önce..
Az önceydi..
Aslında hep korkardım;
Bir gün, bir yıldız kayarken, ya ben, ona yetişemezsem veya dileğimi unutursam,
ya da dileyecek bir düşüm yokken, bir yıldız kayarsa
diye... Ama, senken dileğim, seni dilemişken,
Bir yıldız tuttum, bir dilek kaydı.. Bir kumsal düşledim o an, ve bir aşk çizdim...
Aşkın, ebruli yürek kumsalı...
Sular, zülaliyle habire vuruyor kıyıya... Her vuruşta da, bir parça yontup götürüyor kayalardan...
Kayalar eksiliyor...
Yüreğimizin kayaları eksilen...aşınan...
Direngenleştirmek için, ne acılar, ne sevinçler kattığımız
yürek kayalarımız, aşınmakta olan...
Korunaksız kalıyoruz adeta..
Ama, kumsala vuran her dalga , yığınlarla da, kum tanesi
getiriyor beraberinde...
Çoğalıyoruz...
Yüreğimizin kayalarından ufalanan parçaların taneleri belki
de, geri dönenlerden bazıları...
Belki de, onarmak için, bu geri geliş..
Ebruli kumsalda, ışıltılı, sedefli kum parçacıklarının
kristalinde bir onarış... Doğanın yıkıp yapıcılığı sanki
bu...
Ve yüreğin sularının sarışı, sevdiklerini..
eksiltmelerden çok, çoğaltmalar için, yürek kumsalını....
Suyu kumdan, kumu kumsaldan, kumsalı sudan ayırabilmek mümkün mü
zaten...??
Seviyorum o halde seni...
Sonra, bir yürek düşündüm ve bir çadır örüldü düşlerimin önünde,
gördüm...
Bir koza gibi örüldü... Yüreğin çadırı...
Kumsalın tam ortasında... İçinde, sakınıp saklanılan sevgiler, düşler, umutlar,
sevgililer...
Aşk bir kumsalsa diye düşündüm, yürek onun çadırı
olsa gerek...
Yüreğin çadırına girdi mi insan, en güvenli ve en güzel
yerindedir evrenin ve o evrendeki kendisinin...
Çünkü ne kadar kendimizsek, ne kadar yüreğimizceysek ve ne kadar yüreğimizdensek,
mutlu olur ve mutlu ederiz....
Kendinden uzağa düştü mü insan, arar durur, yollara düşer,
kendinin izini sürer... İz ize eklenir, ama bitmez yol, varılmaz menzile bir türlü...
Oysa insan, yüreğinin çadırında olsa hep ..olabilse..
Kavlar dolusu mutluluk meyleri sunacaktır sakiler... Aşk şiir olduğunda, kelimeleri bahar olacaktır çadırın...
Bir yaprak titreyişinde, keman notaları gibi, aşka esecektir
yürek.. Bilinmez bir iklimde, bir beşinci mevsim valsinde uzanacaktır
eller birbirine, yürek yüreğe...
Camdan deniz kabuklarının, yüreğime batışının
acısıyla irkildim bir anda.. Özlem, kömür parçaları arasındaki bir cam kırığıdır
ya sanki, parlar durur kara tozlar arasında... O parladıkça, acır canımız,
acıdıkça canımız , daha çok severiz. Acıttığı kadar, değerlidir birşeyler
bence...birşeyleri değerli kılan, anlamlı kılan acısallığının
yoğunluğudur,
bizi mutlu eden şeylere pek değer vermiyoruz sanki...
Ve aşk, bu sebeple bunca değerli ve tatlı geliyor olmalı...
Aşkı tatlı yapan da, bu acı yanının çokluğudur
aslında..
Aşkın çoğu acıdır zaten....
Canım acıdıkça ve cam kırıkları özlemini
kanattıkça, özlüyorum seni....
Sözler gönlün ortasında oturur, aşk sözün ortasında...
Mutluluk uçuruma ses atmaktır... ve yürek o sesi tutar....
Ben, aşkın sesini, attım uçuruma ve
yüreğin, yüreğimin ortasında tuttu o sesi...
SeS bizim artık, gönlümüzün ortasında...
Peki ya bir gün gelir de, özlemezsem seni, özlemezsen beni, biterse aşkın
yüreğimdeki acıtmaları...?
O zaman, bir uçurtmadan inip, bir gemiye mi bineceğiz dersin..?
Usul usul ilerleyen bir gemi..Ve bir limana mı varacağız..?
Limanın
dingin ve güvenli sularına mı sığınacak aşkın
sevgi çocuğu..?
Aşk uçurtmada mı kalacak...?
Aşk bir kumsalsa, yürek çadırıdır onun...
Martılar elleri..
Deniz fenerleri gözleridir..
Ebruli, rengidir sularının..
Sular sözleridir, yıldızlara yansıdıkça..
Deniz kabukları özlemidir..
Kumlarsa düşleridir aşkın..
Aşk ebrulidir..
Bu mektup, masalımızın sokaklarından ebruli bir uçurtmadır,
sana uçurduğum, seninle uçurduğum.. Ipsiz bir uçurtma... Seni seviyorum demek için, daima...
Yeniden ve yine Merhaba...."
|